GÜZ İLE YAZ ARASINDA
Küratöryel Metin "Güz ile Yaz Arasında" başlıklı bu sergi, mevsimsel bir geçiş evresinden yola çıkarak liminalite kavramını görsel bir araştırmanın odağına yerleştiriyor. Sergi, güzün sonu ile yazın başı arasındaki belirsiz zaman aralığını, yalnızca meteorolojik bir olgu olarak değil, felsefi, sosyolojik ve estetik boyutları olan bir varoluş hali olarak ele alıyor. Antropolog Victor Turner’ın, Arnold van Gennep’in “geçiş ritüelleri” kuramından hareketle geliştirdiği bu kavram, yapısal durumlar arasındaki “arada kalmışlık”, kimliğin askıya alındığı, normların çözüldüğü ve dönüşüme dair potansiyelin en yüksek olduğu ara evreleri tanımlar. Bu sergi, işte bu “eşikteki” halin, sanat aracılığıyla nasıl deneyimlendiğini, temsil edildiğini ve düşünüldüğünü incelemeyi amaçlayan disiplinlerarası bir sorgulamadır. Liminalite, bir mekânsal ve zamansal ara-zaman olmanın ötesinde, derin bir ontolojik belirsizlik durumuna karşılık gelir. Bu belirsizlik, bir yıkımın sonu olabileceği gibi, bir oluşun da başlangıcıdır; bir aidiyet kaybıyla aynı anda, özgürleşmenin imkânını da taşır. Bu bağlamda, toplumda sıklıkla duyduğumuz “iki arada bir derede kalma” hali, liminal mekânın gündelik dildeki karşılığı olarak görülebilir. Buradaki kararsızlık ve onun yarattığı boşluk hissi, genellikle aşılması gereken bir an olarak görülse de, aslında dönüştürücü bir potansiyel barındırır. Nitekim Carl Jung da sıklıkla, bireyin kendini bulması, gerçekleştirmesi veya bireyselleşme sürecinin tam da böyle bir liminal alanda şekillendiğine işaret eder. Sosyal liminalite dediğimiz şey, öznenin bireyselleşme yolculuğundaki bu kritik aşamaları temsil eder. Bireyin yaşamındaki birçok liminal deneyim, olgunlaşmanın ve kendi başına var olma becerisinin öncülüdür. Çünkü birey, özünde kim olduğunu ve toplumsal kimliğini bu liminal alanda kazanır. Victor Turner’ın belirttiği gibi, kişinin toplumda sosyal bir statü kazanması da benzer aşamalardan geçer; katılımcılar, kimliklerini, zamanlarını veya topluluklarını yapılandırmanın önceki yolları ile henüz belirmemiş yeni bir yol arasında "eşikte dururlar". Bu süreçte geleneğin sürekliliği belirsizleşebilir ve geleceğin sonuçları sorgulanabilir hale gelir. İnsan, bu anlamda, parçalardan oluşan ve sürekli bir geçiş halinde olan bir varlıktır. Sonuç olarak, bugünün küresel dünyasında, kimliklerin sürekli sorgulandığı, toplumsal yapıların dönüştüğü, bireyin sürekli bir eşikte durduğu bir çağda, liminalite artık istisnai bir an değil, olağan bir varoluş koşuludur. “Güz ile Yaz Arasında”, bu koşulu bir eksiklik veya kayıp olarak değil, eleştirel düşüncenin ve yeni imgelemin yeşerebileceği verimli bir zemin olarak okumayı önerir. Sergi, sanatın, bu eşikteki halin karmaşıklığını kavramak ve ona katlanmak için gerekli dili, duyarlılığı ve mekânı nasıl yaratabileceğine dair güçlü bir savdır.
Sanatçılar
* Mevsim Çağan * Başak Çolak * Burak Dağ * Nida Erdoğan * Sena Gökçeoğlu * Asya Nur Hasgül * Ezgi Kanargı * Gizem Şanlı * Emir Tekkalmaz * Muzaffer Tuna * Tolga Turan
Küratör: Hicran Aksöz