97. SANAT BULUŞMAMIZDA MERSAD BERBER VE HAVVA MARTA’NIN SERGİLERİNİ ZİYARET ETTİK

Türkiye’de sanat ortamının gelişimine katkıda bulunmak, genç sanatçıların eğitimini desteklemek, uluslararası platformlarda Türkiye’nin sanatçılarıyla yer almasını sağlamak amacıyla hiçbir maddi menfaat beklentisi olmayan sanata gönül vermiş kadınların öncülüğünde kurulan İyilik İçin Sanat Derneği üyeleri, sanat buluşmalarının 97.’sinde, 3 Mayıs 2017 Çarşamba günü Beste Gürsu rehberliğinde Pera Müzesi’ndeki Mersad Berber: Bir Bosna Alegorisi Sergisi’ni ve Gama Gallery’deki Havva Marta’nın Tanrıçalar Sergisi’ni ziyaret etti.

MERSAD BERBER : BİR BOSNA ALEGORİSİ

 

Bosna-Hersek sanatının 20. yüzyılın ikinci yarısındaki en önemli temsilcilerinden biri olan Mersad Berber (1940-2012), ifade gücü ve eşsiz yeteneği sayesinde yerel sanat çevresini çağdaş Avrupa ve dünya sanatının bir parçası haline getirmiştir.

Berber, Bosna-Hersek’in çağdaş kültür tarihinde son derece dinamik bir döneminde yaşamış, yerel sanat ortamını dünyadaki eğilimlere açan genç grafik sanatçıları neslinin öncülüğünü yapmıştır. Sanatsal yeteneği ve ustalığı sayesinde en saygın müze ve galerilerde eserleri sergilenen bu kuşaktan az sayıda sanatçıdan biridir.

Berber’in Rönesans’tan Art Nouveau’ya, Avrupa güzel sanatlarının ustalarından ilham alan ve büyük boyutlarda, karışık tekniklerle üretilen eserlerinde hem postmodern duyarlığın, hem de sanatçıya özgü tematik ve kompozisyon yenilikçiliğinin örnekleriyle bezenmiş hatırlama kültürünün izleri görülür.

Erken dönem eserlerindeki altın renk yelpazesinden; Piero della Francesco, Guercino, Velasquez, Gericault, David, Ingres, Ivan Kramskoi, Klimt ve Yugoslav ressamlar Bukovac ve Jurkić ile kurduğu diyalogdan; Bosna’nın masalsı manzaralarına yaptığı seyahatlerden devşirdiği derin, mat beyazlardan Srebrenitsa’nın karanlık, korkunç çukurlarına kadar Berber her zaman Bosna’nın vakanüvisi gibi çalışmış, ülkesinin çok katmanlı kültürel tarihini ve tarihsel deneyiminin tüm karmaşıklığını yansıtan tek bir tablonun parçalarını yorulmak bilmeden resmetmiştir.

 

HAVVA MARTA : TANRIÇALAR

Düşsel ve fantastik bir tarihi olarak mitoloji, hem insanları geliştirmiş hem de insanlar her dönemde geliştirerek onu zenginleştirmiştir. Hatta her dönem kendi mitolojisini yarattığını söyleyebiliriz. Bu insanlığın düşüncel alanıyla doğrudan ilintili bir durumdur.

                                             

Mitoloji sanatın her alanında yaygın bir biçimde kullanılagelmiştir. İnsanlar o günkü bir düşüncesini ya da yorumunu mitolojideki bazı izlekleri kullanarak açıklama yoluna gitmişlerdir. Bazen aynısını yineleyerek ama genelde bilinen mitolojik kahramanlara ve izleklere yeni anlamlar yükleyerek düşüncelerini açıklayabilmişlerdir. İzleyici (hatta sanatçı) açısından buradaki kolaylık, mitolojinin bilinen izlekleridir. Aynı izlekler tarihin her döneminde de kullanılmış olabilir. Örneğin bir Oidipus söylencesi, Amazon kadınlarının başarısı ya da Türklerin bir kurt eşliğinde Orta Asya’dan çıkışı sürekli yinelenegelen izlekler arasında sayılabilir. Bu örnekleri arttırmak olasıdır.

Havva Marta da bu sergisinde, kendine özgü düşüncelerini mitolojik kahramanlar yoluyla anlatmayı denemiştir. Seçtiği kahramanların hepsi kadındır ve kendi mitolojileri için oldukça güçlüdürler. Bir kadın sanatçının mitolojik kadın sanatçıları konu edinmesi ilginç çağrışımları olan bir durumdur. Kadın mitolojik kahramanları konu edinen Marta’nın farklı bir yanı ise, sadece bir bölgenin ya da ulusun mitolojisiyle yetinmemiştir. Örneğin Türk ailesinin ve çocukların koruyucu olarak bilinen Umay ana kadın figürü, Sümerlerin neşesi ve toplumun süs Inanna Tanrıçası, elbette Anadolu’da ve neredeyse tüm Mezapotamya’da adı bilinen Kibele ana tanrıçası da bu sergi için seçilen bazı kahramanlardır. Kibele’nin tanrıça olarak üremeyi, dişiliği, hayatın sürmesini ve dolayısıyla bereketi simgeleyen bir özelliği vardır. Bu nedenle tüm Ortadoğu ve Akdeniz havzasında bilinir. Bu tanrıçalara İnka mitolojisinden Pacha mama, Mısır mitolojisinden Tanrıça Hathor ve daha başkaları da vardır. Bu tanrıçalar bulundukları toplumda belirli görevler temsil etmişlerdir. Örneğin Japon mitolojisindeki Amaterasu, parlak gök anlamına gelmektedir. ve Japon imparatorları siyasi gücünü ve yetkilerini miras yoluyla tanrıça Amaterasu’dan almışlardır. Sümer tanrıçası Lilith, dişi bir kaplan gibi güçlüdür ve her an canınızı yakabilir.

 

Peki bu tanrıçalara Havva Marta ne tür yeni anlamlar yüklemiştir? Onu ancak sergiyi gezen, resimlere anlamlar katabilen izleyiciler bilebilecektir.

 

No Comments

Post A Comment